D.

Ben bir tanrıya iman edeceksem, kiraz ağaçlarını ve kadın memelerini yarattığı için iman ederim diyen Ahmet Altan'ı öperim.
Sonra sen kendi yolunu çizdin. Benim ilkokulda resmim zayıftı, pek bir şey çizemedim. Bir işe girdim, ikisi ciddi beş kadınla birlikte oldum. Beşiktaş’ta bir eve taşındım ve sigarayı bıraktım. Bulaşık makinem var, alttan iki dersim var, bir kitap projem var ve sen yoksun.

—Âh Muhsin Ünlü 

(Source: anilaracitir)

sen nasıl böyle

sen nasıl böyle öpüyorsun

Fransız mısın nesin?

sen nasıl böylesin?
memelerin küçücük,
kalçan bir erkeğin tüm çocukluğu,
güzelsin bide.
kırmızıyı seviyorsun.
benimlesin fakat;
patikada topuklusun.




(Source: berdus)

Apparat, aka Sascha Ring, will release “Krieg und Frieden (Music for Theatre)”, an album of music based on Sebastian Hartmann’s theatre production of Tolstoy’s War and Peace.

Sebastian Hartmann is considered one of the big innovators of contemporary German theatre, and asked Ring to contribute to this mammoth project, which was commissioned by the renowned German arts festival Ruhrfestspiele in Recklinghausen.

Apparat - Krieg und Frieden 


Perdemi araladığımda;

Bir adam otobüs bekliyor. Saat 8:15. O duraktan geçmesi gereken bütün otobüsler geçiyor, ama beklediği otobüs gelmiyor hiç. Bir sonraki sabahta yapıyor bunu. Muhtemelen her sabah yapacaktır. Gidecek bir yeri olmadığını düşünüyorum. Belki de birini bekliyordur, hiç gelmeyecek. Bir kadın yine aynı sabah kırmızı ojeli tırnaklarıyla gazetesinin sayfalarını çevirirken korkunç bir haberle irkiliyor. İlk aşkı kendini bir evin penceresinden atmış. Belki yaşayamadıkları bütün anıların kucağıdır o ev. Belki de büyük bir kutlamada ilk kez karşılaşmışlardır o evde. Ya da sadece bir evdir işte, öylesine bir yer. Ojeli tırnaklarını yer üzüntüsünden kadın. Sonuç olarak adam ölmüştür ve kadın onu sevmeye devam edecektir. Aynı sabah bir kadın başka bir kadına duyduğu büyük aşkının öğrenilmesi sonucunda işinden atılır. Ailesi tarafından reddedilir. Sevdiği bütün insanları kaybeder. Sanki çok büyük bir suç işlemiş gibi, dışlanır. Yaşadığı dünyanın adaletine küfürler yağdırır. Yine de tırnaklarını yiyen o zavallı kadından bi nebze daha iyi hissettiğini söyleyebilirim çünkü sevdiği kadın yanındadır ve her zaman yanında olacağına dair kendisine söz vermiştir. Başka bir köşede ağlar küçük bir bebek. İlk söylediği sözcük ”anne”dir belki ve etrafında sevinecek hiç kimsesi yoktur. Yaşlı bir el uzanır başkalarına, hayatına devam edebilmek için. Adam beklemekten yaşlanır penceremin altındaki durakta. Bir bebek büyür kendi kendine. İki kadın öpüşebilmek için ışıkları kapatırlar. Daha nicelerinin çığlıkları kulaklarımda. Bütün bu insanların üzüntüsü boğar beni. Aynaya baktığımda portmantoya asılmış bir yüz görürüm. Yanaklarımdan bozuk paralarım düşer.